RAMAZAN BAYRAMI 2026 HUTBESİ
20.03.2026
“Nice oruç tutanlar vardır ki, oruçlarından kendilerine kalan sadece açlık ve susuzluktur.” (İbn Mâce)
- Kin tutmamak olarak,
- İftira atmamak olarak,
- Gıybet etmemek olarak,
- Gururdan-kibirden uzak durmak olarak,
- Yetimin başını okşamak olarak,
- Mazluma sahip çıkmak, zalimin karşısında olmak olarak anlamak zorundayız.
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız.” (Bakara, 2/183)
Ramazan bitti diye ibadet bitmez!
Ramazan bitti diye sorumluluk bitmez!
“Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf, 7/31)
Bugün yaşananlar sadece bir toprak kavgası değildir. Bu, bir medeniyet mücadelesidir. Bu, hak ile batılın mücadelesidir.
“Onlar, güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler.” (Bakara, 2/217)
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin.” (Âl-i İmrân, 3/103)
Paraya, mala, makama olan bağlılık kalplerimizi esir aldı. Hakikat yerine menfaatin peşine düştük. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Dünya sevgisi ve ölüm korkusu kalplerinize yerleştiğinde zillet size musallat olur.”
Zulme karşı durmuyorsa; mazlumu savunmak yerine kendi konforunu düşünüyorsa…
Bunun adı zaaf değil, çöküştür.
Herkes konuşuyor ama kimse elini taşın altına koymak istemiyor.
Herkes ümmetten bahsediyor ama ümmet için fedakârlık yapmıyor.
“Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)
Bireysel olarak iyi niyetliyiz ama sistem kuramıyoruz. Kurumlaşamıyoruz. Birlikte hareket edemiyoruz. Herkes kendi küçük alanında çabalıyor ama büyük bir güç oluşturamıyoruz. Bu da bizi kolay lokma hâline getiriyor.
Ne olup bittiğini anlamayan, okumayan, araştırmayan bir toplum hâline geldik. Duygularla hareket ediyoruz, akılla değil. Tepki veriyoruz ama yön veremiyoruz.
İslâm düşmanları güçlü olabilir, plan yapıyor olabilir…
Ama biz güçlü, bilinçli ve birlik olursak hiçbir plan tutmaz. Emin olunuz tutmaz.
- Asıl tehlike dışarıda değil; Asıl tehlike içimizde…
- Kardeşliğimizi yeniden inşa edersek,
- Dünya sevgisini kalbimizden çıkarırsak,
- Sorumluluk alırsak,
- Bilinçlenirsek ve birlikte hareket edersek…
- İşte o zaman Allah’ın yardımı tecelli edecektir. Böyle darmadağın Müslümanlara Allah ne diye yardım etsin.
“Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” (Muhammed, 47/7)
- Öyleyse gelin bugün bayramı sadece kutlamayalım…
Aynı zamanda bir uyanışa vesile kılalım. - Kendimizi düzeltmeden dünyayı düzeltemeyeceğimizi anlayalım.
- Birbirimize düşmemiz, paraya, mala, mülke esir olmamız, kardeşliği kaybetmemize sebvep olmaktadır. Bunu görüyoruz. İşte bu zayıflıklardır İslâm düşmanlarının işini kolaylaştıran. Bu hastalıktır. Acilen Kur’an hastanesinde tedavi olmamız gerekir.
“Yakında milletler, yemek yiyenlerin sofraya üşüştüğü gibi sizin üzerinize üşüşecekler.”
Sahabe sorar: “O gün sayıca az mı olacağız?”
Efendimiz buyurur: “Hayır, bilakis çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük gibi olacaksınız…” (Ebû Dâvûd)
Azis Müminler; bu süreçler, sadece savaş değildir; aynı zamanda imanların sınandığı dönemlerdir.
Mümin korku üretmez, umut taşır.
Mümin karamsarlık yaymaz, bilinç oluşturur.
Mümin fitneye değil, vahdete çağırır.
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın.” (Âl-i İmrân, 3/103)
- Birliğimizi güçlendirmektir.
- Bilinçlenmektit.
- Kurumsallaşmaktır.
- Ekonomik ve sosyal olarak güçlenmektir.
- Mazlumların yanında durmaktır.…
Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. (Ra’d, 13/11)
Bugün yeniden dirilme günüdür.
Bugün Ramazan’ın ruhunu hayatımıza taşıma günüdür.
Kendimize şu soruyu sormakla başlayalım işe:
Ramazan gerçekten bu anlamada bizi değiştirdi mi?
Rabbim ümmeti Muhammed’e birlik, dirlik ve izzet nasip eylesin.
Mazlumların yardımcısı, zalimlerin karşısında dimdik duranlardan eylesin.
Allah’a emanet olun.