11 Mart 2026 Çarşamba

İRAN 2026

 

İRAN’DA İNSANLIK ÖLÜRKEN MEZHEP HESABI YAPANLAR,
YAZIKLAR OLSUN SİZLERE!

Rüştü KAM
11.03.2026 / BERLİN

28 Şubat’tan bu yana, tam da Ramazan ayının ortasında, Müslüman coğrafyası akıl almaz bir acının içinden geçiyor. İran’ın üzerinde gece gündüz demeden bombalar patlıyor. Amerika ve İsrail saldırıyor; gökyüzü ateş kusuyor. Füzeler düşüyor, şehirler yanıyor. Ama en acısı şu: Bu bombalar askeri hedefleri değil, insanları vuruyor. Siviller vuruluyor. Okullar vuruluyor. Çocuklar öldürülüyor. Hastaneler vuruluyor. Evler yıkılıyor. Bir insanlık suçu işleniyor ve dünya adeta bunu seyrediyor.

Ne Birleşmiş Milletler’den ciddi bir ses çıkıyor, ne de İslam ülkelerinden. Herkes suskun. Herkes seyirci. Sanki bir film izler gibi ekranların karşısına geçip bombaların patlamasını izliyoruz. Hikâye gibi geliyor insanlara. Ama bu bir hikâye değil. Bu gerçek. Ve o gerçek her gün onlarca, yüzlerce günahsız insanın, çocukların hayatına mal oluyor.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu Müslümanlar ne ara bu kadar duyarsız oldu? Ne zaman bu kadar duyarsızlaştı? Kimler bu toplumu bu hale getirdi?

Birileri dünyadaki başka kepazeliklerin, Epstein skandalların üstünü örtmek için İran’a saldırıyor. Yazıklar olsun size. Binlerce kez yazıklar olsun. Büyük güçlerin kirli hesaplarının üstünü örtmelerine böylece sizler de alet oluyorsunuz. O küçücük kızların çığlıkları sizi de boğacaktır! Ama Müslümanlar bu kepazeliği çoktan unuttular bile. Şimdi de onların kayığına binmişler yol alıyorlar.

Türkiye’de bazı köşe yazarları, bazı sözde tarihçiler adeta bayram ediyor. “İran bizim dostumuz mu ki?” diye yazılar yazıyorlar. “Tarihe bakalım, İran’la ne zaman dost olduk?” diye ahkâm kesiyorlar.

Ey utanmazlar!
Ey arlanmazlar!

Siz kimin değirmenine su taşıdığınızın farkında mısınız? Bari susun! Bari sessiz kalın! Çünkü sizin bu sözleriniz, bu ayrıştırıcı diliniz, tam da emperyalistlerin istediği dildir.

Sünni–Şii ayrışmasını körükleyenler onlarla birlikte sizsiniz. Siz varken başkalarının fitne çıkarmasına gerek yok. “Onlar Şii”, “bunlar Sünni” diyerek insanlık dramını mezhep kavgasına indiriyorsunuz.

Yazıklar olsun!

Size de sizin Müslümanlığınızın da içine tüküreyim ben. Yazıklar olsun sizin gimi Müslüman kılıklı ahmaklara!

Muhammed İkbal boşuna dememiş:
“Kaç Müslümanlardan, sığın Müslümanlığa.”  diye

Muhammed İkbal’e sizin gibi aymaz Müslümanlar söyletmiş olmalı bu sözü. Çünkü sizin tuttuğunuz orucun da bir hayrı yoktur, kıldığınız namazın da bir anlamı yoktur. Eğer bir çocuk ölürken kalbiniz sızlamıyorsa, eğer bir şehir bombalanırken vicdanınız susuyorsa, sizin ibadetinizin ne değeri vardır? Birileri de Umre turları düzenliyor iyimi? Hem de böyle bir günde. Allah aşkına sizler kimsiniz? Kimlerin değirmenine su taşıyorsunuz?

Siz neyin peşindesiniz? Sizin yularınız kimin elindedir?

Dünya’da insanlık yok ediliyor. Çocuklar öldürülüyor. Okullar bombalanıyor. Şehirler yerle bir ediliyor. Ama siz hâlâ mezhepçilik oyunu oynuyorsunuz. Bire arlanmazlar.

Gazze’nin acısı daha dinmemişken şimdi bu acıya İran eklendi. Dün Suriye de aynı acıyı yaşamıştı. Halep’te, Şam’da, Humus’ta insanlar aynı şekilde öldürülmüştü.

Benim inandığım Allah sizin inandığınız Allah olmasa gerektir.

Çünkü, benim inandığım Allah ne pahasına olursa olsun, mazlumun yanında durmayı emreder. Mazlumun Müslüman olması şart değildir. İnsan olması yeterlidir. Hatta canlı olması bile yeterlidir.

Ama siz böylesine vahim bir günde Mezhepçilik oyunu oynuyorsunuz. Kim Sünni, kim Şii diye hesap yapıyorsunuz.

Ben size ancak Kur’an’dan bir ifadeyi hatırlatarak söyleyeyim:
Sizler “Belhüm edall.”siniz.
Yani: Hayvanlar gibisiniz, hatta onlarda daha da aşağıdasınız.

Evet, ben size bunu söylerim. Çünkü vicdanını kaybeden insan, gerçekten de hayvandan aşağı bir hale düşer.

Ey sözde tarihçiler!
Ey Müslüman kimliği taşıdığını söyleyen ama aklını kullanmayan ahmak tarihçiler!

Osmanlı’nın kuruluş dönemini ne çabuk unuttunuz? Beylikler arasındaki savaşları ne çabuk unuttunuz? Selçuklu artıklarıyla Kayıların, Osmanlıların yaptığı mücadeleleri ne çabuk unuttunuz?

Üstelik onların hepsi Sünni idi.

Hadi aynı şeyi onlar için de söylesenize!
Hadi “Sünniler birbirini canice öldürdü” desenize!

Ama diyemezsiniz. Çünkü derdiniz tarihi gerçekler değil. Derdiniz hakikat değil. Sizin derdiniz sadece bugünün siyasetine malzeme üretmek.

Şiielerin, amel defterini siz mi tutuyorsunuz?

Allah size vekâlet mi verdi?

Kimin Müslüman, kimin değil olduğuna siz mi karar veriyorsunuz?

Benim inandığım Allah, mazlumun kimliğine bakmaz ve o mazlumun ahını yerde de bırakmaz. Benim inandığım Allah, zalimden de hesap sorar; zalime sessiz kalarak destek veren ahmaklardan da. Beş vakit namaz kılsa da, oruç tutsa da, umreye ve hacca gitse de. “Nice namaz kılanlar vardır ki yazıklar olsun onlara”. Bu söz; Benim inandığım Allah’ın sözdür.

Çünkü hain ile ahmak aynı işi yapar. Sonuç değişmez.

Ahmaklığınız sizi kurtarmayacaktır.

Bugün çocuklar ölürken susanlar, yarın bunun hesabını vereceklerdir. Bombalar şehirleri alev alev yakarken mezhep hesabı yapanlar, o gün geldiğinde suskunluklarının hesabını en ağır şekilde vereceklerdir. Hesaba çekecek olan bu yapılanları unutmayacaktır.

Yazıklar olsun sizlere!

Gerçekten yazıklar olsun sizin gibi Müslüman kılıklı ahmaklara… belki de hainlere.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder