22 Ekim 2011 Cumartesi

BERLİN MÜSİAD


BERLİN MÜSİAD’IN GALA YEMEĞİNDE SİYASİ PARTİ YETKİLİLERİ KOZLARINI PAYLAŞTI

Rüştü Kam 10.09.2011

“Görevi Ali, Veli’ye devrettiği zaman, işte ta o zaman, Veli’nin içindeki o ateşi keşfetmiştim ben. İçi içine sığmıyordu, yerinde duramıyordu.  O gün   70 üyesi olan Berlin Müsiad’ın bugün 327 üyesi var. Ben Veli’yi ve ekibini huzurlarınızda tebrik ediyorum.” Bu övgü dolu sözler  Müsiad Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan’dan.  

Berlin Müsiad’ın gala gecesi programı saat 20’de başladı. Organizasyon güzeldi. Gençler bizleri kapıda karşıladılar. Tertemiz giyinmişler, hepsi kravatlı, takım elbiseli, pırıl pırıl gençler, çok hoş, göğsüm kabardı. Gençliğiniz varsa geleceğiniz var demektir. “Hoş geldiniz buyurun.., size yardımcı olalım..., şuraya oturabilirsiniz...”

Katılım iyiydi. İlave masa ve sandalye geldiğine göre, katılım beklenenin üzerindeydi demek ki.

İkramlar  Müsiad’a yakışır şekilde hazırlanmıştı. Konuk profiline baktığınızda  toplantının  zenginlerin toplantısı olduğunu anlamakta güçlük çekmiyorsunuz. Yönetim kurulu üyeleri misafirleriyle tek tek ilgilendiler, kucaklaştılar, hal hatır sordular, yüzler gülüyordu. Zenginliğin verdiği şımarıklık yoktu yömetim kurulu üyelerinde. Alkışlanacak bir durum.  Bayanlar da salonda yerlerini almıştı.  Demek ki Müsiad iş hanımlarını da üyeleri arasına katmıştı. Ne güzel. Allah yolunuzu açık etsin. Karakaya ve ekibini en içten dileklerimle kutluyorum. Allah sayılarınızı artırsın, kazancınızı da bol ve bereketli eylesin ve  rızasına uygun olan yerlere harcamayı nasip eylesin. Amin.

Gala gecesine siyasiler  damgalarını vurdu. 
Sanki  Müsiad’ın gala gecesine değil de siyasi partilerin seçim meydanına gelmiş gibiydik. FDP, CDU, SOL  PARTİ, YEŞİLLER ve BİG Partisi  temsilcileri teker teker kürsüye çağrıldılar.  Bence en anlamlı konuşmayı Özcan Mutlu yaptı, ezberleri bozan bir konuşma yaptı, bir anlamda da öz eleştiriydi sanki:

“Müsiad’ın bu salonları doldurması Müsiad’ın büyümesi anlamına gelmez. Eğer Müsiad yeteri kadar güçlü olsaydı, bugün  burada Ticaret Bakanı olurdu, Maliye Bakanı olurdu.”, Kusura bakma Veli ama bu bir gerçek.
Beyaz Saray’da her yıl iftar yemekleri verilirken, Almanya’da içişleri Bakanı’nın iftar yemeği verdiğine henüz şahit olmadık, Sayın Wullf “İslâm Almanya’nın da parçasıdır” derken, Bellevue Sarayı’nda müslümanların temsilcilerine bir ftar yemeği verdiğini görmedik, duymadık. Almanya henüz, sadece  döner sektörünün bile yıllık 4 milyon Euro ciro yaptığının bile farkında değil. Yani biz Almanya’ya gücümüzü ispat edemedik, eğer etseydik o bakanlar bugün burada olacaklardı.” 

Özcan Mutlu’ya katılmamak mümkün değil. İşadamları, yaptıkları cironun yanında destekledikleri kurumlarla, kurdukları vakıflarla kendilerinden söz ettirebilirler. Çok para kazanmak, çok zengin olmak o kadar da önemli değildir. Alman yetkililer kazanılan paraların Almanya’da ne işe yaradığına bakıyor olmalılar. Mesela Türk İşadamlarının desteklediği kaç tane politikacı vardır ve hangi  siyasi partilerde politika yapmaktadırlar? Yabancıların partilerdeki  yoğunluğu nedir? Bunların ne kadarı vasıflıdır?
Hangi vakıflar yabancı iş adamları tarafından desteklenmektedir? Bu vakıfların hizmet alanları nerelerdir? Kaç tane üniversite bu vakıflar tarafından desteklenmektedir? Burs verilerek seçilen dolayısıyla geleceğe yatırım yapılan kaç tane öğrenci üniversitelerde okutulmaktadır? Bunların kaç tanesi, doktora öğrencisidir? Yabancılar statüsünde kurulan derneklerin gücü nedir? Bu derneklerin lobileşmedeki ağırlıkları nedir? Bu dernekler kendilerini nasıl finanse ediyorlar, bu derneklerin yabancı iş adamlarıyla olan münasebetleri ne kadardır?
Evet yabancı iş adamlarının gücünü belirleyecek olan çalışmalardır bunlar. Özcan Mutlu elbette haklıdır bu konuda.
Almanlar, yabancı iş adamlarının Afrika ülkelerine gönderdiği yüklü miktardaki paraların miktarıyla ilgilenmiyorlar demek ki. Almanlar için kemmiyet değil, keyfiyet önemli demek ki.

Yabancıların Almanya’da kaç tane özel okulları vardır.? Kaç tane vakıfları vardır, bu vakıfların ekonomik gücü ne kadardır? Yabancıların kurdukları kaç tane üniversite vardır? Bu üniversitelerde kaç tane öğrenci okumaktadır? Bütün bunlar yabancıların ekonomik gücünün ciddiye alınmasına sebep olacak olan faaliyet alanlarıdır.

Bizim iş adamlarımız, kazançlarının önemli bir bölümünü  Almanya’nın dışına aktardıkları sürece Alman devleti elbette o iş adamlarını ciddiye almayacaktır. İş adamlarımızın kazandığı paralar Almanya’da kalıcı olan alanlara yatırılmıyorsa o kadar da önemsenmiyor olmalı. Çünkü o para  güç olmaktan çıkıyor o zaman.

En son BİG Partisi Genel Başkanı Haluk Yıldız kürsüye geldi. Gördüğüm kadarıyla samimi bir insan. Heyacanlı da, mütedeyyin bir müslümana da benziyor. Ama siyaset, hayacanın yanı sıra siyasi olmayı da gerektiyor. Samimiyet her zaman yetmiyor.

Haluk Bey gala gecesinde tirübünlere oynadı. Bir partinin camiyi çizen afişini göstererek “Bunlar yarın bizleri de çizer” deyiverdi. Bu söylemler hoş değil. Bütün partileri aynı kazanın içine koymak doğru olmasa gerek. Sonra agrasif olmak, İslâmi söylemleri ön plana çıkarmak, fazla şık durmuyor. Geleceğe merdiven dayamak isteniyorsa, sloganlardan öte politikalar üretmek lazım. Partililerin yaptıkları hatalar yüzünden, İslâm’a zarar verilirse bu büyük vebal olur.

Sonra, camiyi çizen o malum parti, para veseydi Müslümanların eliyle kendi reklamını yaptıramazdı. BİG bu reklamı bütün adaylarının eliyle fevkalade güzel yapıyor, hem de bedavaya yapıyor...

Berlin Müsiad başkanı Veli Karakaya selamlama konuşmasıyla yetinmeseydi de, Müsiad’ın galasında Müsiad’ın projelerinden bahsetseydi çok daha iyi olurdu . Hazırladığı konuşmayı keşke çöpe atmasaydı. Belki o zaman gelecek toplantılara bakanlar gelir de yapılan kalıcı yatırımlardan dolayı Müsiadlılar’a plaket bile verirlerdi. Yılın İşadamı plaketı gibi...

Bu ekip, bu kadro, özgüven sahibi olduğu sürece eksikliklerin üstesinden gelecektir. Güzel bir galaydı, hayırlı olsun, yolunuz açık olsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder