RAMAZAN BAYRAMI 2026 HUTBESİ
Rüştü Kam
20.03.2026
20.03.2026
Aziz kardeşlerim, muhterem cemaat…
Ramazan Bayramınız hayırlara vesile olsun. Rabbimiz tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri, verdiğimiz sadakaları kabul eylesin. Bizleri Ramazan’ın rahmetinden, mağfiretinden ve bereketinden nasipdar eylesin.
Kıymetli Müminler,
Bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. Fakat şunu çok iyi bilmeliyiz ki Ramazan sadece gelip geçen bir ay değildir. Ramazan, hayatımızı düzene koymak için bize verilen bir eğitim sürecidir. Oruç sadece aç kalmak değildir. Oruç; dili tutmaktır, kalbi temiz tutmaktır, nefsi terbiye etmektir.
Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Nice oruç tutanlar vardır ki, oruçlarından kendilerine kalan sadece açlık ve susuzluktur.” (İbn Mâce)
“Nice oruç tutanlar vardır ki, oruçlarından kendilerine kalan sadece açlık ve susuzluktur.” (İbn Mâce)
Öyleyse orucu sadece aç kalmak olarak değil;
- Kin tutmamak olarak,
- İftira atmamak olarak,
- Gıybet etmemek olarak,
- Gururdan-kibirden uzak durmak olarak,
- Yetimin başını okşamak olarak,
- Mazluma sahip çıkmak, zalimin karşısında olmak olarak anlamak zorundayız.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız.” (Bakara, 2/183)
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız.” (Bakara, 2/183)
Demek ki orucun hedefi takvadır. Yani oruç Allah’a karşı sorumluluk bilincidir.
Aziz Cemaat,
Ramazan bitti diye kulluk bitmez!
Ramazan bitti diye ibadet bitmez!
Ramazan bitti diye sorumluluk bitmez!
Ramazan bitti diye ibadet bitmez!
Ramazan bitti diye sorumluluk bitmez!
Bilakis asıl imtihan şimdi başlıyor.
Ramazan’da kazandığımız güzel ahlakı yılın tamamına yaymak zorundayız. İsraftan uzak durmak, paylaşmak, kardeşliği büyütmek zorundayız.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf, 7/31)
“Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf, 7/31)
Kardeşlerim,
Bugün sadece bayram sevinci yaşamıyoruz. Aynı zamanda ümmetin halini de düşünmek zorundayız. Ramazan boyunca Gazze’de, İran’da ve diğer İslam coğrafyalarında, Ukrayna’da, Arakan‘da acılar dinmedi. Zulüm devam etti, ediyor ve maalesef etmeye de devam edecek.
Şunu açıkça ifade etmek gerekir:
Bugün yaşananlar sadece bir toprak kavgası değildir. Bu, bir medeniyet mücadelesidir. Bu, hak ile batılın mücadelesidir.
Bugün yaşananlar sadece bir toprak kavgası değildir. Bu, bir medeniyet mücadelesidir. Bu, hak ile batılın mücadelesidir.
Kur’an bize bunu asırlar önce haber vermiştir:
“Onlar, güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler.” (Bakara, 2/217)
“Onlar, güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler.” (Bakara, 2/217)
Değerli Müslümanlar,
Bugün ümmetin en büyük sorunu dış düşmanlardan önce iç zaaflardır.
Bu cümle kuru bir tespit değildir; acı bir hakikatin ifadesidir. Çünkü tarih boyunca hiçbir ümmet, içeriden zayıflamadan dışarıdan yıkılmamıştır. Bir bina temelden çürürse, en küçük sarsıntıda yıkılır. Bugün bizim de yaşadığımız budur.
Her şeyden önce birlik ruhunu kaybettik. Aynı kıbleye yönelen, aynı kitaba inanan insanlar; mezhep, meşrep, ırk ve çıkar kavgaları yüzünden birbirine düşman hâle geldi. Oysa Rabbimiz açıkça emrediyor:
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin.” (Âl-i İmrân, 3/103)
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin.” (Âl-i İmrân, 3/103)
Ama biz ne yaptık?
Birbirimizi ötekileştirdik, küçük hesapları büyük davaların önüne koyduk. Kardeşliği slogan hâline getirdik ama hayatımıza geçiremedik.
İkinci büyük zaafımız: Dünyevîleşmedir…
Paraya, mala, makama olan bağlılık kalplerimizi esir aldı. Hakikat yerine menfaatin peşine düştük. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Dünya sevgisi ve ölüm korkusu kalplerinize yerleştiğinde zillet size musallat olur.”
Paraya, mala, makama olan bağlılık kalplerimizi esir aldı. Hakikat yerine menfaatin peşine düştük. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Dünya sevgisi ve ölüm korkusu kalplerinize yerleştiğinde zillet size musallat olur.”
Bugün Müslüman, haklı olduğu yerde bile susuyorsa;
Zulme karşı durmuyorsa; mazlumu savunmak yerine kendi konforunu düşünüyorsa…
Bunun adı zaaf değil, çöküştür.
Zulme karşı durmuyorsa; mazlumu savunmak yerine kendi konforunu düşünüyorsa…
Bunun adı zaaf değil, çöküştür.
Üçüncü zaafımız: Sorumluluktan kaçıştır…
Herkes konuşuyor ama kimse elini taşın altına koymak istemiyor.
Herkes ümmetten bahsediyor ama ümmet için fedakârlık yapmıyor.
Herkes konuşuyor ama kimse elini taşın altına koymak istemiyor.
Herkes ümmetten bahsediyor ama ümmet için fedakârlık yapmıyor.
Kur’an bize açık bir ölçü veriyor:
“Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)
“Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)
Demek ki değişim dışarıdan değil, içeriden başlayacaktır.
Dördüncü zaafımız: Kurumsuzluk ve dağınıklıktır…
Bireysel olarak iyi niyetliyiz ama sistem kuramıyoruz. Kurumlaşamıyoruz. Birlikte hareket edemiyoruz. Herkes kendi küçük alanında çabalıyor ama büyük bir güç oluşturamıyoruz. Bu da bizi kolay lokma hâline getiriyor.
Bireysel olarak iyi niyetliyiz ama sistem kuramıyoruz. Kurumlaşamıyoruz. Birlikte hareket edemiyoruz. Herkes kendi küçük alanında çabalıyor ama büyük bir güç oluşturamıyoruz. Bu da bizi kolay lokma hâline getiriyor.
Beşinci ve en tehlikeli zaaf: Bilinç kaybıdır…
Ne olup bittiğini anlamayan, okumayan, araştırmayan bir toplum hâline geldik. Duygularla hareket ediyoruz, akılla değil. Tepki veriyoruz ama yön veremiyoruz.
Ne olup bittiğini anlamayan, okumayan, araştırmayan bir toplum hâline geldik. Duygularla hareket ediyoruz, akılla değil. Tepki veriyoruz ama yön veremiyoruz.
Aziz Cemaat,
Şunu açıkça söyleyelim:
İslâm düşmanları güçlü olabilir, plan yapıyor olabilir…
Ama biz güçlü, bilinçli ve birlik olursak hiçbir plan tutmaz. Emin olunuz tutmaz.
İslâm düşmanları güçlü olabilir, plan yapıyor olabilir…
Ama biz güçlü, bilinçli ve birlik olursak hiçbir plan tutmaz. Emin olunuz tutmaz.
- Asıl tehlike dışarıda değil; Asıl tehlike içimizde…
Eğer biz;
- Kardeşliğimizi yeniden inşa edersek,
- Dünya sevgisini kalbimizden çıkarırsak,
- Sorumluluk alırsak,
- Bilinçlenirsek ve birlikte hareket edersek…
- İşte o zaman Allah’ın yardımı tecelli edecektir. Böyle darmadağın Müslümanlara Allah ne diye yardım etsin.
Nitekim Rabbimiz şöyle buyurur:
“Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” (Muhammed, 47/7)
“Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” (Muhammed, 47/7)
- Öyleyse gelin bugün bayramı sadece kutlamayalım…
Aynı zamanda bir uyanışa vesile kılalım. - Kendimizi düzeltmeden dünyayı düzeltemeyeceğimizi anlayalım.
- Birbirimize düşmemiz, paraya, mala, mülke esir olmamız, kardeşliği kaybetmemize sebvep olmaktadır. Bunu görüyoruz. İşte bu zayıflıklardır İslâm düşmanlarının işini kolaylaştıran. Bu hastalıktır. Acilen Kur’an hastanesinde tedavi olmamız gerekir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
“Yakında milletler, yemek yiyenlerin sofraya üşüştüğü gibi sizin üzerinize üşüşecekler.”
Sahabe sorar: “O gün sayıca az mı olacağız?”
Efendimiz buyurur: “Hayır, bilakis çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük gibi olacaksınız…” (Ebû Dâvûd)
“Yakında milletler, yemek yiyenlerin sofraya üşüştüğü gibi sizin üzerinize üşüşecekler.”
Sahabe sorar: “O gün sayıca az mı olacağız?”
Efendimiz buyurur: “Hayır, bilakis çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük gibi olacaksınız…” (Ebû Dâvûd)
Bugün tam da bu hadisin tecellisini yaşamıyor muyuz?
Kardeşlerim,
İslam kaynaklarında büyük savaşlardan, fitnelerden bahsedilir. “Melhame-i Kübra” olarak ifade edilen büyük imtihanlardan söz edilir. Bir başka adıyla Armegedon savaşları. Amig Ovasında gerçekleşecek olan savaşlardır bunlar. Amig Ovası hatay’dadır.
Azis Müminler; bu süreçler, sadece savaş değildir; aynı zamanda imanların sınandığı dönemlerdir.
Azis Müminler; bu süreçler, sadece savaş değildir; aynı zamanda imanların sınandığı dönemlerdir.
Ancak şunu asla unutmamalıyız:
Mümin korku üretmez, umut taşır.
Mümin karamsarlık yaymaz, bilinç oluşturur.
Mümin fitneye değil, vahdete çağırır.
Mümin korku üretmez, umut taşır.
Mümin karamsarlık yaymaz, bilinç oluşturur.
Mümin fitneye değil, vahdete çağırır.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın.” (Âl-i İmrân, 3/103)
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın.” (Âl-i İmrân, 3/103)
Aziz Cemaat,
Bugün bize düşen görevler çok açıktır:
- Birliğimizi güçlendirmektir.
- Bilinçlenmektit.
- Kurumsallaşmaktır.
- Ekonomik ve sosyal olarak güçlenmektir.
- Mazlumların yanında durmaktır.…
Unutmayalım ki;
Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. (Ra’d, 13/11)
Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. (Ra’d, 13/11)
Bugün yeniden kendimize dönme günüdür.
Bugün yeniden dirilme günüdür.
Bugün Ramazan’ın ruhunu hayatımıza taşıma günüdür.
Bugün yeniden dirilme günüdür.
Bugün Ramazan’ın ruhunu hayatımıza taşıma günüdür.
Son olarak şunu söyleyelim:
Bayram sadece sevinç günü değildir, aynı zamanda muhasebe günüdür.
Kendimize şu soruyu sormakla başlayalım işe:
Ramazan gerçekten bu anlamada bizi değiştirdi mi?
Kendimize şu soruyu sormakla başlayalım işe:
Ramazan gerçekten bu anlamada bizi değiştirdi mi?
Eğer değiştirmediyse, asıl kayıp budur.
Rabbim bizleri Ramazan’ın ruhunu yılın tamamına taşıyan kullarından eylesin.
Rabbim ümmeti Muhammed’e birlik, dirlik ve izzet nasip eylesin.
Mazlumların yardımcısı, zalimlerin karşısında dimdik duranlardan eylesin.
Rabbim ümmeti Muhammed’e birlik, dirlik ve izzet nasip eylesin.
Mazlumların yardımcısı, zalimlerin karşısında dimdik duranlardan eylesin.
Bayramınız mübarek olsun.
Allah’a emanet olun.
Allah’a emanet olun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder