28 Kasım 2025 Cuma
HAFTANIN HUTBESİ RÜŞTÜ KAM
HAFTANIN HUTBESİ; “DİLSİZ BIRAKILMIŞ MAZLUM İÇİN AĞZINI AÇ”
Rüştü Kam
28.11.2025 TED/BERLİN
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ، نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ.
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz.
أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.
Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı yoktur; Muhammed (sav) O’nun kulu ve elçisidir.
Aziz Müminler, sevgili kardeşlerim,
Dünyaya baktığımızda vicdanlarımızı zorlayan bir tablo görüyoruz. Gazze’de yıkılan evler, Doğu Türkistan’da susturulan diller, Arakan’da ateşe verilen köyler, Afrika’da açlığa terk edilen çocuklar… Ve çoğu zaman güç sahiplerinin hesapları uğruna, bu acılar görmezden geliniyor.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلَّا تَعْدِلُوا ۚ اِعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى ﴾ (المائدة 8)
“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun; bu takvaya daha yakındır.”
Peygamber Efendimiz (sav) de bize şu uyarıyı yapar:
« اتَّقُوا دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ، فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ اللَّهِ حِجَابٌ »
“Mazlumun duasından sakının; çünkü onun duası ile Allah arasında perde yoktur.”
Tevrat’ta şöyle bir öğüt vardır:
Mişle / Süleyman’ın Meselleri 31:8
„Öffne deinen Mund für den Stummen, für das Recht aller Unglücklichen.“
“Sesini çıkar; dili susturulmuş mazlumun hakkını savun.”
İncil’de ise şöyle buyrulur:
Matta 22:39
„Du sollst deinen Nächsten lieben wie dich selbst.“
“Komşunu kendin gibi seveceksin.”
Görüldüğü gibi, vahyin ortak dili şudur: Mazluma sessizlik yakışmaz; hele Müslümana hiç yakışmaz.
Sevgili müminler,
Özellikle Almanya’da yaşayan Müslümanlar için bu hakikatler daha da önemlidir. Çünkü burada hem İslam’ın hem de ümmetin temsilcileriyiz. Bu çerçevede üç şey hayati derecede önemlidir:
1-Kimlik ve ahlâkı korumak (Müslüman olarak dimdik durmak).
Müslüman, kimliğinden utanmaz; onu kavga etmeksizin, kibirlenmeksizin üzerinde şerefle taşır. İslam’ı gizleyen, kendini değersiz gören bir duruş Müslümana yakışmaz. İş yerinde, okulda, sokakta; dürüstlüğümüz, sözümüzde duruşumuz, kul hakkı konusundaki titizliğimiz bizim en güçlü davetimizdir.
İncil’in şu cümlesi bu noktada anlamlıdır:
Matta 5:16
„Euer Licht soll vor den Menschen leuchten.“
“Işığınız insanların önünde parlasın.”
Bizim ışığımız; gösterişle değil, ahlâkla, nezaketle, çalışkanlıkla, dürüstlükle parlamalıdır.
2-Adaletin, mazlumun ve insan haklarının yanında yer almak.
Almanya’da yaşıyoruz; hukukun, insan hakları söyleminin, medyanın güçlü olduğu bir ülkedeyiz. O hâlde ırkçılık, İslamofobi, savaş suçları, işgal ve zulüm karşısında sessiz kalamayız. Bir şekilde sesimizi duyurmanın yollarını aramamız gerekir.
Tevrat’ın çağrısı nettir:
„Öffne deinen Mund für den Stummen…“
“Dilsiz bırakılmış mazlum için ağzını aç.”
Konuşmak; bazen bir imza, bazen bir yürüyüş, bazen bir mektup, bazen bir boykot, bazen de sadece açık ve net bir tavır demektir. Müslüman tavır koyandır. Müslüman beni sokmayan yılan bin yaşsın demez, diyemez.
Kur’an bize ölçüyü veriyor:
يَا أَيُّهَا الَّذ۪ينَ آمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ لِلّٰهِ شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِ ﴾ (المائدة 8’dan bölüm)
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adaletle şahitlik eden kimseler olun.”
Unutmayalım:
Müslüman olarak, bombayı üreteni destekleyip sonra da bombalanan kişi ve kişiler için gözyaşı dökmek tutarlı olmaz. Mümin, cüzdanıyla da vicdanıyla da adaletten yana tavır koyar.
3-Birlik, dayanışma ve duayı eyleme dönüştürmek gerekir.
Almanya’daki Müslümanlar olarak en büyük gücümüz birliğimiz olmalıdır. Mezhep, köken, meşrep, cemaat, siyasi görüş üzerinden kavga etmek Müslümanı küçültür. Müslümanlara karşı tavırlı olanların istediği tam da budur. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا ﴾ (آل عمران 103)
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; bölünüp ayrılmayın.”
Birbirimize sahip çıkmamız gerekir; camilerimizi, derneklerimizi, ailelerimizi dayanışma ve kardeşlik merkezleri hâline getirmemiz gerekir. Her işi Allah’a havale etmemeliyiz.
Dua elbette edeceğiz; ama dua, tembelliğin değil, eylemin ateşleyicisi olmalıdır.
Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor:
« مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ، وَذٰلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ »
“Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle; ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
O hâlde, sevgili kardeşlerim,
Kalbimizle buğz edip orada bırakmamalıyız; gücümüz nispetinde adım atan, tavır koyan, dayanışma üreten Müslümanlar olmalıyız.
Sevgili kardeşlerim…
Bazen insanlara ayet okursun, hiç duymamış gibi davranırlar. Hadis söylersin, kalplerine dokunmaz. Dünya yanar, mazlum feryat eder, zalim gülmeye devam eder… ama yine de kalpleri kıpırdamaz. Bugün tam böyle bir dönemin içindeyiz. İşte bunun için, size çok açık ve net bir şey söylemek istiyorum:
Eğer bir çocuğun cesedi ekranınıza düşüyor ve siz ekranı kapatıp kaldığınız yerden devam ediyorsanız, sizde bir şeyler eksilmiş demektir.
İbadetiniz eksik değildir…
Bilginiz eksik değildir…
Paylaşımınız da eksik değildir…
Eksik olan yüreğinizdir. Cesaretinizdir.
Sevgili kardeşlerim,
Allah bizi kuru bilgiyle değil, yukarıdaki göğü titreten bir vicdanla sınayacaktır. Çünkü Kur’an’ın emri çok açıktır:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ
“Size ne oluyor da Allah yolunda, mazlumlar uğruna mücadele etmiyorsunuz?”
Bu ayet bugün bize soruluyor.
Bize soruluyor, yani Almanya’da rahat bir şekilde evlerinde yaşayan bizlere soruluyor;
çocuklarımız sıcacık odalarda uyurken, başka çocukların bedenleri enkazların altından toplanıyor; peki siz ne yapıyorsunuz? Bu soruya verecek cevabınız hazır mıdır?
Kardeşlerim…
Müslüman olmak sadece oruç tutmak değildir.
Müslüman olmak sadece namaz değildir.
Müslüman olmak sadece tesbih, ilahi ve slogan değildir.
Müslüman olmak;
Haksızlık karşısında ayağa kalkmaktır.
Duruşunu belli etmektir.
İyilik için risk almaktır.
Mazlumun yükünü taşımaktır.
Zalime “dur” diyebilmektir.
Hakkı, hak sahibinin yüzüne değil;
Zalimin gözüne söylemektir.”
Biz bugün bu cesareti yitirdiğimiz için dünya bu hâldedir.
Çünkü dünyada işlenen zulümlerin arkasında yalnızca zalimler yok…
suskunlar var.
duyup da görmezden gelenler var.
Bir de kalbi titremeyenler var.
Ve Allah onların hepsini görüyor.
Sevgili kardeşlerim,
Bu hutbeyi dinleyen her bir Müslüman şunu kendine sormalıdır:
“Ben mazlumun safında mıyım, yoksa rahatımın safında mı?”
Bu soru, insanı ya diriltir ya da süründürür.
Bu soruya doğru cevap veremeyen bir toplumun ne camisi ayakta kalır ne ailesi sağlam kalır ne de geleceği ışıkla dolar.
Kardeşlerim…
Bugün Almanya’da yaşayan Müslümanların taşıdığı sorumluluk, sadece belli bir cemaate, belli bir derneğe ya da bir millete ait değildir; bu sorumluluk topyekûn bütün ümmetin sorumluluğudur.
Çocuklarımızın imanını, kimliğini, ahlakını ve cesaretini bizden öğrenecekleri bir dönemdeyiz. Eğer biz sorumsuz olursak, onlar köksüz büyürler.
Eğer biz duyarsız olursak, onlar taş kalpli olurlar.
Eğer biz susarsak, onlar hiç konuşmazlar.
Cenab-ı Hak suskunları sevmez; dünyanın neresinde nefes alıyorsa orada adalet için nefes alanları sever.
Bu nedenle, kardeşlerim:
– Bugün bir adım atalım.
– Bir söz söyleyelim.
– Bir zulme karşı ses çıkaralım.
– Bir mazlumun elinden tutalım.
– Bir boykota destek verelim.
– Bir haksızlığa “hayır” diyelim. Hep beraber yapalım bunu.
Çünkü yarın Allah bize şunu soracak:
“Sen o gün neredeydin?”
Ve işte, kardeşlerim…
Bu soruya verecek bir cevabımız yoksa, asıl felaket dünyada değil, ahirette bizi bulacaktır.
Allah bizi bu soruya karşı mahcup etmesin.
Kalbimizi diriltsin, cesaretimizi arttırsın, adaletimizi korusun, mazlumun yanında sebat eden kullarından eylesin.
اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ
Allah adaleti, iyiliği ve merhameti emreder.
Şimdi hep birlikte gönülden dua edelim:
Allah’ım…
Bize kimliğimizi koruyan, ahlâkıyla örnek olan, adaletten şaşmayan, mazlumun yanında duran bir iman nasip eyle.
Almanya’daki Müslüman kardeşlerimize birlik, dirlik, izzet ve basiret ihsan eyle.
Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Yemen’de, Afrika’da ve dünyanın her yerinde mazlumlara yardımını ulaştır.
Zalimleri durdur, planlarını boz, mazlumlara ferahlık kapıları aç. Amin…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder