FATMA BETÜL SAYAN KAYA, GÜNAH KEÇİSİ Mİ?
Rüştü
Kam
7 Ekim 2026 – Berlin
Bir finans
soruşturmasını konuşuyoruz. Ama bazı medya organlarının bize gösterdiği şey
finans değil, başörtüsü.
Fatma Betül Sayan
Kaya'nın adı bir fon soruşturmasında geçiyor. İşlemleri araştırılıyor, hesabı
inceleniyor, hakkında soruşturma yürütülüyor. Bunların hepsi yapılabilir,
yapılmalıdır da. Fakat bu soruşturmanın başörtüsüyle ne ilgisi var?
Neden Fatma Betül
Sayan Kaya'nın başörtülü fotoğrafları tekrar tekrar ekranlara getiriliyor?
Neden bir borsa işlemi, bir fon yatırımı, milyonlarca liralık para hareketi
anlatılırken başörtüsü özellikle öne çıkarılıyor?
- Fonun dini mi
var?
- Hisse senedinin
mezhebi mi var?
- Banka hesabının
Müslümanlığı mı var?
Elbette yok. O halde başörtüsünü bu hikâyenin merkezine
koymanın anlamı nedir?
Benim itirazım tam
olarak buraya. Fatma Betül Sayan Kaya soruşturulmasın demiyorum; başörtüsü
üzerinden sembolleştirilmesine itiraz ediyorum. Çünkü burada ekonomik bir
soruşturmanın çok ötesine geçen bir algı oluşturuluyor: “Bakın, başörtülü ve Müslüman bir siyasetçi de bu işin içinde.”
Bunun arkasından verilmek istenen mesajı anlamak zor değil: “Müslümanlar da böyle.”
Bu algıya kararlılıkla itiraz etmek gerekir.
Gerçek Sorular Yerine Görsel Teşhir
Bir insanın yaptığı
iş ile inancı aynı şey değildir. Fatma Betül Sayan Kaya yanlış yaptıysa
hesabını verir. Hukuka aykırı bir işlem yaptıysa cezasını çeker. Kamu görevi
yürüttüğü için kendisinden daha fazla hesap sorulması da gayet doğaldır. Ama
bütün bunların hiçbiri, başörtüsünü suçun görsel sembolü haline getirmeyi
gerektirmez.
Başörtüsü ne suçsuzluk
belgesidir ne de suç delili. Bir insanın başörtülü olması onu aklamaz; ama
başörtülü olması onu hedef tahtasına da dönüştürmez. Asıl konuşulması gereken,
para hareketleridir:
- Kim ne kadar
yatırım yaptı?
- Bu kadar parayı
nereden buldu?
- Hangi fonlara,
hangi tarihte, hangi gerekçeyle yatırım yapıldı?
- Kim ne kadar
kazandı, kim ne kadar kaybetti?
- Kim gerçekten
mağdur?
- Kim hakkında
hangi somut delil var?
Sorulması gereken asıl sorular bunlardır.
Çifte Standart Nerede Başlıyor?
Tam burada meselenin
ikinci yüzü ortaya çıkıyor. Bu dosya sadece Fatma Betül Sayan Kaya'dan ibaret
değil. Kamuoyuna yansıyan bilgiler; soruşturmanın çok sayıda fonu, şirketi,
yöneticiyi, yatırımcıyı ve iş insanını kapsadıgını gösteriyor.
Bunların arasında
eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de var. Zeybekci'nin ortağı olduğu dört
şirkete ait fonda yaklaşık 250 milyon liralık yatırım bulunduğu kamuoyuna
yansıdı. Zeybekci ise kendisini mağdur olarak tanımlıyor. Olabilir; bir yatırımcı
gerçekten mağdur olmuş olabilir. Fakat 250 milyon liralık bir yatırım söz
konusuysa şu sorunun sorulması da son derece meşrudur: Bu parayı nereden buldun ve neden o fona yatırdın?
Zeybekci bu soruların muhatabıysa elbette cevap vermelidir.
Ama benim sorum
başka: Neden Zeybekci'nin 250 milyon liralık yatırımından çok, Fatma Betül
Sayan Kaya'nın başörtüsü konuşuluyor? Neden biri ekonomik kimliğiyle, diğeri
ise dini kimliğiyle haberleştiriliyor? İşte çifte standardın başladığı yer tam
olarak burasıdır.
Soruşturmanın başka
isimleri de var: Tera Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Pusula
Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, eski AK Parti Milletvekili Ertan
Aydın... Bunların yanı sıra çok sayıda şirket, fon yöneticisi ve yatırımcı da
soruşturmanın farklı boyutlarında gündeme geliyor. Demek ki ortada çok daha
geniş bir yapı var.
O halde neden bütün
hikâye bir kadının fotoğrafına sıkıştırılıyor? Neden finansal ilişkiler yerine
başörtüsü büyütülüyor? Neden aynı dosyada adı geçen zengin, güçlü ve erkek
isimler aynı görsel teşhirle gündeme getirilmiyor? Soruyorum: Bu dosyada
başörtüsü neden bu kadar önemli? Eğer bir cevabı yoksa, başörtüsünü haberin
merkezinden çıkarın. Eğer bir cevabı varsa, çıkın açıklayın.
Nasıl ki bir
ateistin, bir Hristiyanın veya başka bir inanca mensup insanın işlediği suç
bütün mensuplarına yüklenemiyorsa, bir Müslümanın yaptığı da bütün Müslümanlara
yüklenemez. Kişinin hesabı kişiye aittir.
Din Düşmanlığından Menfaat Devşirmeyin
Bir de bu tür
dosyaları fırsat bilip din düşmanlığından siyasi veya ekonomik menfaat
devşirmeye çalışanlar var. Onlara da açıkça söylüyorum: Bir Müslümanın
yanlışını göstermekle İslam'ı mahkûm edemezsiniz. Bir başörtülü kadının
soruşturulmasıyla başörtüsünü suçun sembolü haline getiremezsiniz. Bir siyasetçinin
hatası üzerinden milyonlarca Müslümana karakter biçemezsiniz.
Eğer gerçekten adalet
istiyorsanız, aynı soruyu herkese sorun:
- Fatma Betül
Sayan Kaya'ya da sorun.
- Nihat
Zeybekci'ye da sorun.
- Fon
yöneticilerine, iş insanlarına ve siyasetçilere de sorun.
Ama hiç kimsenin başörtüsünü suç dosyasının dekoru haline
getirmeyin. Çünkü bu, adalet aramak değildir; başka bir hesaplaşmadır.
Günah Keçisi Aramayalım
Fatma Betül Sayan
Kaya'nın hesabı varsa sorulsun. Nihat Zeybekci'nin hesabı varsa sorulsun. Fon yöneticilerinin
hesabı varsa sorulsun. Kim suçluysa ortaya çıkarılsın; kim mağdursa mağduriyeti
teslim edilsin.
Ama hukuk herkese
aynı uygulansın. Başörtülü olduğu için bir kadın daha fazla suçlu
gösterilmesin. Erkek olduğu, zengin olduğu, eski bakan olduğu veya güçlü
çevrelere sahip olduğu için başka biri daha az sorgulanmasın.
Türkiye'nin ihtiyacı
bir günah keçisi bulmak değil; adalet ve şeffaflıktır. Bu nedenle mesele Fatma
Betül Sayan Kaya'nın başörtüsü değildir. Mesele, başörtüsünün neden bu dosyanın
merkezine yerleştirildiğidir.
Ve asıl sorulması
gereken soru da şudur: Aynı dosyada adı geçen herkese aynı projektörü tutacak
mısınız? Tutmayacaksanız, bunun adı adalet değildir; çifte standarttır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder